Paris’te İlk Günaydın – İkinci Gün

 “Aşkım nasıl olsa videoya çekiyorum, istersen kestirelim şurada azıcık”  dedi Küçük Deligil, Seine nehrindeki tekne turunda gözleri kapanmak üzereyken

Deligiller Paristeki ikinci günlerine ama oteldeki ilk sabahlarına uyanırlar. İstikamet kahvaltı noktası: otelin arka sokağında bir pastane kestirmişlerdi gözlerine ilk gün, soluğu orada alıyorlar. Önce şekerler aranıyor tek tek, ardından damak tadlarına en uygun olduğunu düşündükleri bir sandviç ve muffinleri büyük deligil kola eşliğinde, küçük deligilse kahve eşliğinde indiriyorlar mideye. Hedef akşamdan belirlenmiş; bugün Pantheon’a gidilecek, oradan da Eiffel… Deligiller, Eiffel seferinden eli boş döneceklerinden habersiz, koyuluyorlar Pantheon yollarına.

Döne dolaşa, güle oynaya, fotoğraflar çeke çeke tamamlıyorlar Pantheon turunu. Şanslarına hava da açtı, güneş tepede göz kırpıyor ufak ufak. Güneşi gören Deligiller büyük bir hevesle koyuluyorlar Eiffel yollarına. Ama o da ne, Eiffel kuyruğu banka önündeki emekli maaşı kuyruğundan bile uzun; muhtemelen saatler sürecek bu kuyruk. Deligiller yorgun, Deligillerin karnı aç; “yok” diyorlar “başka bir güne bırakalım Eiffel’i”. Ara sokaklarda bir kafe kestiriyorlar gözlerine, birşeyler yiyip birer de bira yuvarlıyorlar mutlu mesut. Eiffel Seferinden eli boş dönmek azıcık moralini bozmuş Deligillerin; büyük Deligil hemen “hadi Seine Nehrinde dolanalım” diyor. Yine geri dönüyorlar Eiffel’deki Batobus durağına. İlk sefer yarım saat sonra, beklemeye koyuluyor Deligiller ve yine Parisin artık alıştıkları yağmuru başlıyor minik minik. Neyse ki kocaman şemsiyeleri var ve başlıyor keyifli nehir turları. Ama Deligiller yorgun, kolay değil aylardır nefes almadan koşturmuşlar; hem yorgunluk, hem tokluk, hem de yemekte yuvarladıkları birer biracık uykularını getiriyor Deligillerin, uykudan gözleri kapanırken küçük Deligil dahiyane bir öneride bulunuyor, “Aşkım nasıl olsa videoya çekiyorum, istersen kestirelim şurada azıcık” diyor. Öneri büyük Deligil tarafından pek beğenilmeyince, doğruca otele dönüp kendilerini keyifli bir uykunun kollarına atıyorlar.

Ohhhh uyku çok iyi geldi ikisine de; akşam yemeği için yine Saint Michel’e doğru yöneliyorlar. Bir önceki gün keşfettikleri Notre Dame manzaralı pizzacıya atıyorlar kendilerini, müdavimi olacaklarını bilemeden…

Not: İşte Deligillerin neden kendilerine “Deligil” dediklerinin bir kanıtı daha. Videoda!

Yazar hakkında

Küçük Deligil

Bir zamanların Dayı Gülriz'i, şimdinin Gulyiz'i... Asi ruhunun üzerine serilmiş anaç sütlaç halleri... Bazen çok karamsar, bazen çok pozitif; hem gezgin, hem evinin delisi; Seattle, deniz ve tiyatro sevdalısı bir garip Deligil

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Deligiller © 2014 Kaynak gösterilmeden paylaşılamaz.

 
Bumerang - Yazarkafe