Prag’da İlk Gün!

Güzel bir yolculukla Prag’a ulaştık…Evet, sıradan bir dünya için gayet standart bir cümle ama bizim yolculuğumuzu tarif etmek için yeterli değil. Sevgili toplumumuzdaki tüm delilerin yine biz Deligilleri bulduğu bir yolculuk oldu elbette. Bir tur şirketinin yolcuları etrafımızı sarıverdi. Birçok insan birbirini tanıyor ve uçağı da evlerinin rahatlığında kullanmaktan çekinmiyorlardı. Sabah uçuşu olması ve kahvaltı servisi yapılmasına rağmen alkollü içeceklerin ücretsiz olmasına çok sevinen arkamızdaki teyze, sadece bizim uçağa değil komşu hava sahamızdaki birçok uçağa da bu içkilerin “beleş beleeeeşşş!!” olduğunu itinayla duyurmaktan geri kalmıyordu. İçkilerin “beleşliğini” hayatındaki en ciddi iş olarak ele alan ve de test eden teyze tabi ki kurtulması mümkün olmayan bir anaforun içine çekilip alkol duvarını tuz, buz etti. Deligiller olarak, bize yakın (o kadar da yakın değil ama!) bir ruh halindeki teyzeyi ayıplamak, O’nu paylamak aklımızdan geçmedi ama yine de New York değil de Prag gibi kısa sürecek bir hatta olduğumuza dua ettik.

Alçalma anonsu gelince bir deli heyecan bastı yine bize. İlk kez gittiğimiz kentlerde uçuşun iniş kısmı bizi deli eder.Şehrin, çevresiyle uyumu, medeniyeti hakkında önemli ipuçlarını toplarız adeta. Bizdeki çarpık yapılaşmayla şehrin tam ortasında kalan havaalanlarından sonra mantıklı (mantıklı şeyleri çok severiz) bir planlama, doğa ve ilerdeki kentin silueti o kadar çok şey anlatır ki oranın insanı hakkında. Bir solukta inceledik manzarayı. Yeşillerin ortasında unutulmuş gibi duran sakin bir havaalanı gördük.”Ya İnşaat!” hamlesi oralara kadar gidememiş çok şükür ki 50’şer katlı bloklar yapmak kimsenin aklına da gelmemiş.

Trafiği göreceli düşük sayılabilecek bir havaalanı olmasına rağmen bizi çok sevmiş olacak ki bavullarımızı uzun sayılabilecek bir süre salmadılar. Bu arayı 25-27 derece bandındaki İstanbul kıyafetlerinden 16-17 derecedeki Prag’a hazırlanmak için kullandık. Elbette ki hava durumunu deliler gibi analiz edip her gün ve her koşula uygun kıyafetleri yanımıza aldık.

Bavullarımız nazlı nazlı geldi sonunda ve atladık taksiye, doğru Charles Köprüsü ayağındaki Hotel U Jezulatka ‘ya. Odamızın daha temizlendiğini öğreniyor ve bavullarımızı resepsiyona bırakıp hem etrafı keşfetmek hem de öğle yemeği için yıldırım gibi fırlıyoruz dışarı. Turistik bölgenin tam ortasında olacağımızı biliyorduk ama inanın, bu kadar kalabalık olacağını tahmin etmemiştik. Etrafta daha önceden Google Maps’e kaydettiğim yeme içme yerlerini inceledik ama Sultanahmet Meydanı kalabalıklığı bizi biraz ürkütünce ara sokaktaki bir Subway’den hızlı bir atıştırmaya karar kıldık. Hiç fena bir tercih de olmadı üstelik.

Bu arada en önemli lojistik noktamız olan ve tabi ki daha önceden araştırıp haritamızda işaretlediğimiz marketi de inceliyoruz. Küçük deligilin sütleri ve diğer yiyecek, içeceklerini buradan alacağız. İlk iş olarak içme sularını doldurduk bile torbalarımıza .Hemen akabinde Charles Köprüsü’nde küçük bir tur atmaya çalıştık zira anlatılmaz bir kalabalık nefes aldırmadı adeta. Buradan da kent rehberi kitapları yazarlarına selam durmak istiyorum. “Charles Köprüsü günün her saati çok kalabalık olur” diyen yazarlari “siz, kalabalık görmemişsiniz” diyen beni mat ettiler.

Otele dönüp odamıza yerleştik. Son yurtdışı seyahatimiz olan Paris’deki odayı 3 kere içine alabilecek olan odamıza ve de özellikle muhteşem Vlatva Nehri ile Charles Köprüsü manzarasına bayıldık. Hızlı bir yerleşme ve keşfetme seansı sonrasında da vurduk kendimiz yollara. Tatilimizde göreceğimiz tek güneşli saatlerin bizi beklediğini biliyor, yine de inanmak istemiyorduk. Evet, güneş içimizi ısıtıyordu ve montlarımızın fermuarlarına ufaktan özgürlük yolunu açmaya başladık. Yoğun yaya trafiğinin içine kendimizi kaptırdık ve bir elimizde Google Maps bir gözümüz de Ortaçağ’dan fırlamış ortamda dolandık durduk. Dolana dolana Old Town Square ‘e geldik.

Herşey iyi güzel ama Paris’den aldığımız tadın yanına yaklaşamadık. Bulunduğumuz bölgeye çok yakın bir alışveriş merkezini de Yavru Deligil Deniz’e ciciler almak için Google Maps’de işaretlemiş bulunmuştum tesadüfen! Gerçi AVM’lere dayanamayan biz deligillere büyük işkence ama Deniz’e birşeyler alma fikri bizi deli gibi cezbetti ve adımlarımızı hızlandırdık. Güvenlikten geçmeden bir alışveriş merkezine girmek garibimize gitse de döndük durduk bebek mağazalarında. Çek kronu kullanmaya devam eden ve Euro’ya geçip saçma bir enflasyonist baskıya daha uğramamış fiyatlar ve de elbette ki tax free imkanı bizi cezbetti ve bir sürü cici aldık daha doğmamış kızımıza.

Bir AVM’yi tavaf etmek bizim genetik kodlarımızda olmadığı için yorgun düştük ve de yemek katında kumarhane olmasının şaşkınlığı arasında damak tadımıza uygun bir italyan restoranı aramaya başladık. Tabi ki bu arada yavru deligil için aldıklarımızı açıp, içinde Deniz’i hayal edip, hülyalara dalmadan edemedik.

Yol yorgunluğu, uykusuzluk ve de koşuşturmak ilk gün enerjimizi hızlı tüketti. Tükenenin sadece deligillerin olmadığı, güzel havanın yerine yağmurun da geldiğini dışarı çıkınca hayal kırıklığı içinde keşfettik. 15 dakikalık yürüyüş mesafesindeki otele ulaşmak gözümüzde büyüyor ve de iki canlı küçük deligili daha da hırpalamamak için atlıyoruz bir taksiye.

Lafı gelmişken, Prag’daki taksilere dikkat etmeli. İstanbul kadar olamaz ama soyguncu ve korsan taksileriyle ünlü olan bu kentte güvenilir ve yaygın durak taksileri olan AAA ile 1.1.1 RadioCab firmalarını tercih etmenizde fayda var. Daha ne olduğunu anlayamadan soyulabilirsiniz. Gideceğiniz yerleri biliyorsanız, bizim gibi (planlamanın bizim işimiz olduğunu söylemiş miydik!?!)  önceden taksimetrenin ne kadar yazacağını bu adresten hesaplayabilir ve kendinizi güvenceye alabilirsiniz.

Yorucu ve hızlı bir günü geride bırakan deligiller, odalarının gece manzarasına da bayılıyor ve büyük deligil, ünlü Çek biralarını odalarında denemesi gerektiğine dair bir madde daha düşüyor kafasındaki yapılacak işler listesine.Ertesi gün istikamet Prag Kalesi!

  • Otel odamızdan Charles Köprüsü ve Vlatva Nehri Manzarası
  • Küçük Deligil Charles Köprüsü'nde
  • Charles Köprüsü ve Deligiller
  • Cennetteyim! Tüm sevdiğim kahramanlarla dolu bir mağaza!
  • Küçük Deligil, Deniz'in cicilerine bakacak tekrardan
  • Deniz'in yazın takacağı şapka!Deliyiz deli!
  • Küçük Deligil Gülriz, kendinden geçiyor
  • Deniz yandı, şapkaya bu kadar hırslanırsa annesi, O'nu nasıl ısırır kim bilir!

Yazar hakkında

Buyuk Deligil

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Deligiller © 2014 Kaynak gösterilmeden paylaşılamaz.

 
Bumerang - Yazarkafe